Cengiz Yeziz

Cengiz Yeziz

Kırmızı Köprü

Üç Kadın

19 Nisan 2017 - 13:56

Üç kadın bir üzüm bağının en kuytu yerinde oturmuştu. Biri daha kız oğlu kız, biri dul, öteki taze gelin. Büyükçe bir üzüm asmasının altına tıka basa sıkışmışlardı. Bir insan kafası iriliğinde, iri taneli, altın sarısı üzüm salkımları küpe gibi sarkıyordu başlarından. Ha bu gün ha yarın toplanmaya geleceklerdi. Daha kız olanı iri bir salkımı eliyle öteye iterek incecik tişörtünü alttan yukarı doğru sıyırdı. Henüz yumruk kadar olan sağ  memesini avuçlarının içine aldı:

                  __ Bak işte Fadime abla senin oğlanın yaptığına bak. (Diyerek  uçlardaki diş izlerini gösterdi) Dişleri etime kadar battı. Kanadı bile, bu izler geçer mi kız?.....! annem görürse öldürür beni.

                  __Ay ay ay kör olma sen emi......! el kadar çocuğun ağzına memeni mi verdin? sende bir acayipsin yani.

                  __Ne bileyin Fadime abla......! hani çocukları emzirirler ya  bende  nasıl bir şeymiş bu emzirmek diyerekten şey ettim......

                  __Nerdeyse üç yaşına girdi, meme verilir mi ağzına çocuğun.

                  Taze gelin lafa karıştı:

                  __Geçer kız  geçer bir şey olmaz korkma ben biliyom o izleri.

                  __He ya bir şey olmaz geçer-geçer emme bir daha böyle şeyler yapma.

                  __Tövbe kız bir daha yapar mıyım.

Vızır-vızır ortalık arı kaynıyor. Arılar bal gibi üzüm tanelerine yapışıyor bir müddet sonra kalkıp ötekine geçiyordu. Sesleri işiten bahçenin köpeği  havlayarak hışımla kadınların yanına geldi. onları tanıyınca kuyruğunu sağa sola salladı, sevindi. Usulca kuytularına sokuldu gölgelik bir yere sığındı. Şimdi artık kımıldayacak bir gıdım yer kalmamıştı. Dili bir karış dışarıda lehleye-lehleye arada bir kadınlara bakıyor, mırıldanıyor sonra başını ön ayaklarının üzerine koyup gözlerini kapatıyordu. Bir ara kuyruğunu salladı, kuyruk gitti kızın yüzünü hafiften yaladı tekrar yerine döndü. Bunun rahatsız edici bir şey olduğunu sezdi köpek. Küçük bir mırıltıyla kafasını ön bacaklarının arasına gömdü. Cayır-cayır ortalık yanıyor dışarıda. Tam tepede güneş.

Bunlar bir gün önceden gelmişti bağ damına; temizlik yapmış, eksik alet edevat varsa tespit edip hasan ağaya bildirmişlerdi. Yarın, öbür gün buraları amele kaynardı. O zaman vakit  bulamazlardı bu işlere. Hasan ağanın tembihlediği gibi mazot bidonunu güneşte bırakmadılar. Tabi bunları idris kahya yapmıştı. İdris kahya yirmi  yıldır yanlarındaydı. Kahya dediğime bakmayın;  bazen ırgat, bazen maraba, bazen bekçi, ne iş olsa yapardı...

Oturdukları yerden Gediz in dingin ve berrak suyu görülürdü. Şu cır-cır böceklerinin yüzünden şimdi suyun sesi gelmiyordu ama, böcekler gidince su sesi uyutacak kadar ninni gibi gelirdi insana. Çok uzaklarda suya giren çocukların sesleri duyuldu. Bir keresinde balık tutmaya gelen adamların unuttuğu bir çantadan çıkan öte beriyi tekrar almaya geldiklerinde görsünler diye iğde ağacının dalına asmıştı kız olan. Bahar geldi miydi iğde ağacı öyle güzel kokular verirdi ki; taaa Gedizin karşı kıyısındaki çobanlar bile duyardı. Sonra bir yılan gibi kıvrıla-kıvrıla üzüm bağlarına yayılırdı koku. Salkımları bir-bir dolaşır, sanki sihirli bir iksiri tanelere tek-tek bırakırdı. İşte öyle bir kokuydu. Belki de bu yüzdendi; Manisa ovasında Gediz kıyılarında yetişen üzümlerin bu kadar ve lezzetli olması.

Fadime el aynasını cımbızını çıkarmış kaşlarını alıyor, Öteki kadın gevşemiş donunun lastiğini biraz daha sıkı bağlamaya çalışıyor, kız olanda pür dikkat Fadime yi seyrediyordu:

                  __Hiç öyle bakma kız.....! senin zaten doğuştan kalem gibi kaşların, sakın şeytana uyup kaşlarını yolayım deme.

                  __Yok be yenge meraktan bakıyorum. Acımıyor mu öyle tek-tek yoluyorsun.

                  __Acımaz olur mu?

Başını bacaklarının arasına almış, yarı uykulu köpek birden kulaklarını dikti, başını kaldırdı, koca gövdesini çevik bir hareketle dışarı doğru attı. Ortalığı bir toz bulutu sardı. Barakaya doğru hem koşuyor hem havlıyordu.

                  __Kör olmayasıcası köpek, toza boğdu bizi. Ne oldu ki bu böyle birden alevlendi.

Üçü birden altın renkli salkımları ve yeşil yaprakları aralayıp dama doğru baktı. Üçü de şok oldu.

                  __ Amanin Jandarmalar.......!

Devamı var...

Bu yazı 305 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun.

Son Yazılar